Bir baraj meselesi…
Memur sendikalarının yapılanmasındaki temel dayanak 4688 sayılı kamu görevlileri sendikaları kanunudur.
Demokratik girişimler sonucunda memur sendikalarının sayısı her geçen gün artmaktadır.
Bu artış parti kontrolünde, mevcut hükümet destekli olup, devlet yönetiminde iktidarı kullanarak, bürokratlar ve personeller üzerinde her türlü baskı, tehdit ve yerine göre de vaatle, kamu yönetiminde adeta hükümete paralel yapı oluşturan sözde sendikaları rahatsız etmektedir.
Çünkü sendika sayılarının her geçen gün artmasıyla alternatif sendikalar da çoğalmaktadır.
Bu artış, yetkili olup, etkili olamayan hükümet yanlısı sendikaların bu gün olmasa da yarın pastadaki payını azaltacaktır.
İktidar yanlısı sendikaların, derdi açlık sınırın altında kalan emekli maaşları, yoksulluk sınırı altında kalan memur maaşları değildir. Hak, hukuk, adalet, liyakat, geçim sıkıntısı gibi konular sendikaların asli görevleri olması gerekirken, yetkili sendikalar bu konular karşısında bilmem görmem duymam diyerek üç maymunu oynamaktadırlar.
Bunun karşılığında tek dertleri sadece ve sadece kendi çıkar ve menfaatleri için çabalamaktır. Mevcut hükümet yetkililerini kullanarak iki kez iptal edilen sendikal barajı tekrar gündeme getirmeye çalışmaları hukuk tanımamaktır.
2021 yılının ağustos ayında gerçekleştirilen 6. Dönem toplu sözleşmelerinde, toplu sözleşme ikramiyesinden yararlanmak için hizmet kolunda %1 barajı getirilmişti. Açılan davalar sonucunda Danıştay bu uygulamanın yürütmesini durdurmuştur.
Örgütlenme özgürlüğünün önünü kesmeye çalışanları belirli siyasi sendikalara mahkûm etmeyi amaçlayan bu plana Danıştay engel olunca, akabinde kanun değişikliğiyle %2 barajı getirilmiştir.
İlgili düzenleme torba kanunla, konunun muhataplarından kimsenin görüşü dahi alınmadan, yangından mal kaçırırcasına TBMM’ye getirilmiş ve itirazlara rağmen meclisten geçirilmiştir. Bu düzenleme; demokratik haklardan uzak, yeni sendikaların kurulmasını engelleyen ve çalışanları vesayet altındaki yapılara mahkûm eden bir anlayışın ürünü olmuştur.
Yapılan girişimler; Anayasamızın 51. maddesinde yer alan sendika kurma hakkını açıkça ihlal etmekte olup, ayrıca, Türkiye’nin imzaladığı Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 87 ve 98 sayılı sözleşmelerine aykırıdır. Nihayetinde bu hukuksuz düzenleme de Anayasa Mahkemesinden dönmüştür.
Yüzde 1 ve yüzde 2 barajlarıyla istediklerini başaramayan vesayet altındaki sözde sendikalar, memur ve emeklilerin alım gücünü artırmaktan aciz olanlar, bugün yeniden benzer barajları gündeme getirmektedir. Bilinmelidir ki onların derdi çalışanlar değil, kendi siyasi ve sendikal ikballeridir.
Kamu görevlileri, kendi beceriksizliklerini ve başarısızlıklarını barajlarla örtmeye çalışanlara her platformda gereken cevabı vermelidir!
