Trafik cezası ve intihar.

16.07.2026
A+
A-

Geçtiğimiz günlerde Bilecik’te, ehliyeti olmadığı ve jandarmanın “dur” ihtarına uymayarak kaçtığı belirtilen bir sürücüye yakalandıktan sonra 420 bin 743 TL trafik cezası kesildi. Aynı gün 26 yaşındaki gencin yaşamına son vermesi, kamuoyunda “İntiharın nedeni trafik cezası mıydı?” sorusunu gündeme getirdi. Olayın kesin nedeni yetkili makamların yapacağı incelemeler sonucunda netleşecektir. Ancak bu trajik olay, trafik cezalarının boyutu ve etkileri üzerine yeniden düşünmeyi gerekli kılıyor.

Elbette trafik cezaları olmalıdır. Trafik cezalarının temel amacı vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini korumak, trafik kurallarına uyulmasını sağlamak ve kazaları önlemektir. Ancak son dönemde uygulanan bazı cezaların, caydırıcılık amacının ötesine geçerek vatandaşları ekonomik ve psikolojik açıdan ağır bir yük altına soktuğuna ilişkin eleştiriler de giderek artmaktadır.

Trafik cezalarından elde edilecek gelirlerin bütçede yer alması kamu maliyesi açısından olağan görülebilir. Ancak bütçedeki gelir hedeflerini gerçekleştirme anlayışıyla, ölçülülük ilkesini aşan cezaların uygulanması toplumda adalet duygusunu zedeleyebilir.

Eğer Bilecik’teki gencin intiharında kesilen yüksek tutarlı trafik cezasının etkisi olduğu ortaya çıkarsa, bu durum hepimiz adına son derece üzücü ve üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir tablo olacaktır.

Bu nedenle trafik cezaları konusunda yeni bir düzenleme yapılması değerlendirilebilir. Aynı olay nedeniyle sürücüye birden fazla kalemden ceza kesilmesi yerine, ihlalin niteliğine göre en ağır yaptırımın uygulanması daha adil bir yaklaşım olabilir. Örneğin, piyasa değeri 300 bin TL olan bir araca 500 bin TL’yi bulan ceza uygulanması, ekonomik sıkıntılar yaşayan sıradan bir vatandaşın ne bu yükü karşılayabilmesine ne de psikolojik olarak bu durumla baş edebilmesine imkân tanımaktadır.

Bunun yanında, toplumda eşitlik ilkesini tartışmaya açan bazı uygulamalar da kamu vicdanını rahatsız etmektedir. Trafik kurallarının herkes için eşit şekilde uygulanması, hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez bir gereğidir. Hiç kimse, görevi veya unvanı nedeniyle trafik kurallarının dışında tutulmamalıdır. Kurallar herkese uygulanıyorsa anlam kazanır; aksi hâlde adalet duygusu zedelenir.

Trafik cezalarından elde edilen yıllık gelirlerin son yıllarda önemli ölçüde arttığı görülmektedir. Bu durum, kamuoyunda “Amaç gerçekten trafik güvenliği mi, yoksa bütçe gelirlerini artırmak mı?” sorusunun daha sık sorulmasına neden olmaktadır. Özellikle Elektronik Denetleme Sistemi (EDS) ve radar uygulamalarıyla tespit edilen ihlallerin artması, vatandaşlar arasında bu tartışmaları daha da güçlendirmektedir.

Elbette bazı vatandaşlarımız, “Can güvenliği için buna değmez mi?” ya da “Caydırıcı cezalar gerekli değil mi?” diye soracaktır. Kuşkusuz caydırıcılık trafik güvenliği açısından önemlidir. Ancak caydırıcılık ile ölçülülük arasında makul bir denge kurulması da hukuk devletinin temel ilkelerinden biridir.

Trafik cezalarının amacı vatandaşın can ve mal güvenliğini korumaktır; vatandaşın ekonomik olarak çıkmaza sürüklenmesine yol açmak olmamalıdır. Güvenliği sağlayan, adalet duygusunu güçlendiren ve toplum tarafından hakkaniyetli bulunan bir ceza sistemi, hem kurallara uyumu artıracak hem de kamu vicdanında daha fazla karşılık bulacaktır.