20 Temmuz 1974

21.07.2026
A+
A-

Kıbrıs Barış Harekâtı, 20 Temmuz 1974 günü sabahın ilk saatlerinde başladı.

20 Temmuz 1974’te Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen Kıbrıs Barış Harekâtı sonucunda, Kıbrıs konusunda garantör devlet olan Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs Türk toplumunun haklarını ve güvenliğini teminat altına aldı.

20 Temmuz 1974, Kıbrıs’ta yaşayan Türk halkının özgürlüğü ve onurlu varoluş mücadelesi açısından bir dönüm noktasıdır. Türkiye’nin garantör devlet olarak uluslararası hukuktan doğan meşru haklarını kullanarak gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekâtı’nın, adaya barış ve istikrar getirdiği ve Kıbrıs Türk halkının geleceğini güvence altına aldığı değerlendirilmektedir.

20 Temmuz sabahı saat 05.00’te, “Mehmetçik Kıbrıs’ta…”

“Harekât sabaha karşı 5’te başladı. Türk paraşütçüleri Yeşil Ada’ya indi.” ifadeleriyle vatandaşlar gelişmelerden haberdar oldu. Kıbrıs Barış Harekâtı süresince radyosu olanlar, haber alabilmek için adeta radyolarının başında nöbet tuttu.

Aynı gün Başbakan Bülent Ecevit’in saat 06.00’da yaptığı ilk açıklama ise şöyleydi:

“Yalnız savaş için değil, barış için adaya ve yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için adaya gidiyoruz. Bu karara ancak bütün diplomatik ve politik yolları denedikten sonra mecbur olarak vardık.”

Bu sözler, dönemin hükümetinin kararlılığını tüm dünyaya duyurdu.

O günlerin öne çıkan gazete başlıkları şunlardı:

  • “Bir Rum hücumbotu batırıldı. 14 ilde sıkıyönetim ilan edildi.”
  • “Lefke ve Girne’ye çıktık.”
  • Denktaş: “Bir asırlık hasreti giderdik. Mutluyuz.”
  • “İlk iki çıkarma başarıyla sona erdi.”
  • “Lefkoşa-Girne arası kontrolümüz altında.”
  • “Panik hâlindeki darbeci Rumlar ağır kayıplar verdi.”

Sadece bir gün sonra, yani 21 Temmuz 1974 Pazar günü, bazı gazetelerin manşetleri ise şöyleydi:

  • “Zafer, zafer.”
  • “Havadan ve denizden dalga dalga inen askerlerimize Rumlar beyaz bayrak çekerek teslim oluyor.”
  • “Lefkoşa düştü. Mehmetçik, Limasol, Mağusa ve Baf’tan adanın içine doğru ilerliyor. İki hücumbot batırdık. Yunanistan’da isyan çıktı.”
  • “Lefkoşa-Girne yolu elimize geçti. Ledra Palas Oteli düştü. Türk birlikleri süratle ilerliyor.”
  • “Artık Girne diye bir limanımız var.”
  • “Girne’yi alan birliğin komutanı şehit düştü. Muavini yaralandı.”
  • “Dalga dalga Kıbrıs’a iniyoruz.”

Bu haberler, Türk milletinin yüreğine su serpti.

Gelelim bugüne…

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın yıl dönümü neden daha sönük kutlanıyor?

24 Nisan 2004 tarihinde adanın her iki kesiminde eş zamanlı olarak referanduma sunulan Annan Planı, Kıbrıs Adası’nı iki kesimli, eşit yetkilere sahip iki kurucu devletten (Kıbrıs Türk Devleti ve Kıbrıs Rum Devleti) oluşan bağımsız ve federal bir Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti çatısı altında birleştirmeyi amaçlayan Birleşmiş Milletler önerisiydi.

Plana göre federal hükümette bakanlıkların en az üçte biri Türklerden oluşacak, devlet başkanlığı ve başbakanlık görevleri ise 10 ayda bir Türk ve Rum liderler arasında dönüşümlü olarak yürütülecekti.

Yapılan referandumda Annan Planı’nı Rum tarafı reddetti. Rumlar Annan Planı’nı kabul etmiş olsaydı, muhtemelen Kıbrıs bugün yeniden karmaşık bir sürecin içinde olacak ve adanın geleceği konusunda farklı tartışmalar yaşanacaktı. Bu açıdan bakıldığında, Rum tarafının planı reddetmesi, bazı çevreler tarafından Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açısından farklı sonuçlar doğuran önemli bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.

Dilerseniz bu metni köşe yazısı üslubuna daha güçlü, etkileyici ve akıcı bir dille de yeniden düzenleyebilirim.