Adaletsiz Sağlık.

18.08.2026
A+
A-

Eğer bir sağlık çalışanı iseniz hekim, hemşire, teknisyen vb. 39 branşının hangisinde görev yaptığınız, işinizi ne kadar iyi yaptığınızın, ne kadar başarılı olduğunuzun bir önemi yok. 

Başarının kriteri, yöneticilerle iyi geçinmenin, onların istek ve taleplerine itiraz etmemeniz. 

Elbette tüm kurum amirlerini aynı kategoriye koyamayız. ancak bu örnekler o kadar çoğaldı ki, sağlık kurumlarımızın  adalet aramak o kadar zorlaştı ki, yüzde yüz haklı olduğunuz konuda bile haklı olduğunuzu ispat edemiyorsunuz. Kurum ve kuruluşlarda elbette bazı hatalar kusurlar olabilir ama yapılan adaletsizlikler, gözünüzün içine çomak sokar gibi yapılınca maalesef yapılan adaletsizlikleri hazmetmekte imkânsızlaşıyor.

Kamu çalışanları içerisinde en fazla haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, maruz kalanlar maalesef sağlık çalışanlarımız.

Sağlıkta yaşanan adaletsizliklerin en önemli sebebi sağlık idarecilerinin atamalarının objektif kriterlere dayanılarak sınavlarla yada liyakat usulüne göre yapılmayan, siyasi torpil ve referans ile sözleşme imzalamaları tüm adaletsizliklerin çalışana yapılan psikolojik baskının  temelini oluşturuyor.

Siyasi torpil ya da referansla gelen sağlık idarecilerinin genel itibariyle siyasetçilerin taleplerini hayır diyememeleri, sağlık kuruluşlarımızın siyasetin müdahalesine açık hale gelmesine sebep oluyor.

Pandemi sürecinde, yoğun bakımlarda saatlerce tulumların içerisinde, nefes almanın bile zor olduğu M3 maskelerle ve sık aralıklarla nöbet tutan, sağlık çalışanlarımıza destek olunması gerekirken, pandemi sürecinde bile, haklarında en fazla tutanak tutulan, en fazla ceza alanlar yine sağlık çalışanlarımız. Yapılan haksızlıklar, hukuksuzluklar, adaletsizlikler öyle bir boyuta gelmiştir ki,çalışma ortamları çalışanlar için adeta zulme dönüşmektedir. 

Hemen her gün, onlarca hatta binlerce sağlık çalışanımızın sözel ve fiziksel şiddete maruz kalması, buna rağmen halen sağlıkta şiddet yasasının çıkarılması, ben öyle istedim oldu diyerek görev yeri değiştirilen personeller, mevcut hükümete yakın sendikaya neden üye olmadı diye sendikasından dolayı mobbinge uğrayanlar,  onun yakını, bunun tanıdığı gerekçesiyle görevlerini yapmayan bazı sağlık çalışanlarının iş yükünü diğer sağlık çalışanlarını yaptıranlar ve beş hemşirenin yapacağı işi bir hemşireye yükleyenler, malum sene üye olmadın diye köyden kente gelemeyenler, sahada hiçbir deneyimi olmadan gökten zembille inen idareciler, kadroları olmadığı halde müdür muaviniyim diye ortalıkta gezenler vs. vs. Kısaca, sağlık kurumlarımız o kadar çok siyasileşti ki, maalesef çalışma barışı, çalışma huzuru kalmadı.

Randevusuz hasta sayısını artırmayan hekimlere verilen cezalar, aile hekimlerine ve hemşirelerine verilen ceza puanı ve para cezaları da psikolojik baskının yani diğer adıyla mobbingin tuzu biberi. 

Haksızlık, hukuksuzluk yapan yöneticilere sesleniyorum. Ellerinizi vicdanlarınıza koyun ve biraz düşünün olur mu ?Biz neredeyiz ve ne yapıyoruz ? diye kendinize sorun.

Onun yakını, bunun tanıdığı diye geçici görevlendirmelerle daha rahat olan başka kurumlara gönderilen ve kurumda eksilen hemşire sayısından dolayı ayda 11-12 nöbet tutan bir hemşirenin çalışma şartları insani değildir.

Kurum içinde yapılan servis değişiklikleri gerekçeli kararlarla yazılı olarak yapılmalıdır. Sağlık çalışanlarının baskı mobbing altında çalışması kabul edilebilir bir durum değildir. Sağlık çalışanlarına haklarının verilmesi de bir lütuf değildir.

Yaşananlardan hepimiz şikayetçiyiz, hepimiz adalet arıyoruz, hepimiz gasp edilen haklarımızı istiyoruz. Tamam da peki biz sağlık çalışanları olarak ne yapıyoruz? Maalesef pek çok sağlık çalışanımız hiç bir şey yapmıyor. Bugün sağlık çalışanları olarak bizler çok iyi biliyoruz ki, mevcut sistem ve bu sisteme yakın güç odaklarının politikaları sebebiyle sağlık çalışanları yazık ki büyük bir adaletsizlik çarkının içerisinde eziliyor.

Şunu da belirtelim ki, Adaletsizliği işleyen, çekenden daha sefildir.

            “Adaletsizliğin en uç noktası, adaletsizliğin adil sayılmasıdır.” Der. Eflatun.