Sağlık mı? Para mı?

06.11.2026
A+
A-

Ülkemizde ilaçlar ve tıbbi malzemeler ile ilgili yaşanan sıkıntılar çözülmediği gibi maalesef giderek derinleşmektedir. Yaşanan sorunlar, halk sağlığı açısından ciddi bir tehdit yaratmaktadır.

İlaç fiyatlandırma politikaları; döviz kurlarındaki yükselme, sabit kur uygulaması ve yüksek enflasyon sonucunda çıkmaza girmektedir. Kanser tedavisinde kullanılanlar başta olmak üzere, yaşamsal önemdeki bazı ilaçların temininde ciddi sorunlar olduğu görülmektedir. Bu sıkıntılar, yerli ilaçların yanı sıra bazı kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ithal ilaçlarda da yaşanmaktadır.

Örneklendirmek gerekirse, geçtiğimiz yıllarda Sayıştay’ın “Üniversite Hastanelerinin Mali Yapılarının Sürdürülebilirliği Konu Denetim Raporu” başlığıyla bir rapor hazırladığı ancak bu raporun yayımlanmadığı ortaya çıkmıştır. Raporda, kanser ilaçlarının gümrükten giriş fiyatı ile Türkiye’deki satış fiyatı arasında 46 kat fark olduğu tespit edilmiştir.

İncelenen ürünlerde gümrük girişleri ile hastanelerin alış fiyatları arasında yüzde 700 ile yüzde 2 bin 500’lere varan farklar olduğu da Sayıştay tarafından belirlenmiştir. Rapora göre hastaneler, aynı ürünü yüzde 489 ile yüzde bin 549 arasında değişen kâr marjlarıyla almıştır. Ürünü en ucuz fiyatla temin eden hastanenin alım fiyatı ile gümrük giriş fiyatı arasında bile yüzde 500 oranında bir kârlılık olduğu görülmüştür.

Vatandaşlarına ilaç temin etmekle görevli kurumların, yurtdışından getirilmesi gereken ilaçları yasal olmayan şekillerde satın alması da karşılaşılan diğer bir sorundur. Bu ilaçların güvenliği konusunda ciddi kaygılar mevcuttur. Örneğin, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından kanser hastaları için yurtdışından getirilen ICLUSIG adlı ilacın sahte olduğu belgelenmiş; ilacın, direnç artırıcı etken madde yerine ağrı kesici içerdiği raporlarla saptanmıştır. Ardından, ilacı tedarik eden firmalarla ilgili müfettiş soruşturması yapılmış, ancak SGK’nin gereken araştırmayı yapmadığı da görülmüştür.

Kanser hastalarının şifa bulmak için kullandığı yurtdışında 500 lira olan bir ilacın ülkemizde 22 bin liraya satılması, bizlere “bu kadar da olmaz” dedirtmektedir. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ile SGK Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünün asli görevi, yurt içi ya da yurt dışından temin edilerek vatandaşa sunulan ilaçların en sağlıklı ve ekonomik şekilde ulaştırılmasını sağlamak olmalıdır. Buna karşın, ithal ilaçlara fahiş fiyatlar konulması, özellikle akıllı kanser ilaçlarının değerinin binlerce katı fiyatla hastalara ulaştırılmasına seyirci kalınması ne insani ne de vicdanidir.

İlgili kurumların, Sosyal Güvenlik kapsamındaki kanser tedavisi için kullanılan akıllı ilaçları vatandaşa ulaştırması gerekirken ilaç ücretlerini ödememesi; 500 liralık ilacın 22 bin liraya, akıllı kanser ilaçlarının ise çok yüksek oranlardaki fiyat farklarıyla vatandaşa satılmasına göz yumması asla kabul edilebilecek bir durum değildir.

Devletin ücretini karşılamadığı bu ilaçlara ulaşabilmek için vatandaşlar evini, tarlasını, traktörünü satmak zorunda kalmaktadır. İlaç sektöründe yaşanan sorunlardan ve suiistimallerden kurtulmanın en kestirme yolu, ilaçların kamu eliyle üretilmesidir. Hiçbir şey, yaşam mücadelesi veren bir insanın canından daha önemli değildir.