Fazla çalışma ve nöbet ücreti yerine öncelikle izin kullandırılması

Valiliğin bu yazısındaki “fazla çalışma ve nöbet ücreti yerine öncelikle izin kullandırılması” amacı Sağlık Bakanlığı mevzuatının genel ruhuna uygun olmakla birlikte; yazıda dayanak olarak gösterilen “4857 sayılı İş Kanunu” ibaresi memur ve sözleşmeli sağlık personeli açısından hukuken hatalı olduğu kanaatindeyiz.
Çünkü:

  1. Sağlık Bakanlığında görev yapan memurlar ve sözleşmeli personel, 4857 sayılı İş Kanunu’na değil, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na ve Sağlık Bakanlığının kendi özel mevzuatına tabidir. Yazıda geçen 4857 sayılı İş Kanunu’ndaki “serbest zaman ve denkleştirme” hükümleri yalnızca kamuda çalışan “işçi” statüsündeki (sürekli işçi) personel için geçerlidir. Memur ve sözleşmeli personele İş Kanunu maddeleri bence uygulanamaz.
  2. Kamudaki sağlık personelinin (memur ve sözleşmeli) nöbet hizmetleri ve ücretlendirmesi 657 sayılı Kanun’un Ek 33. maddesi ile zaten kesin bir şekilde düzenlenmiştir. Kanun maddesi bilindiği gibi şu şekildedir: “Yataklı tedavi kurumları, seyyar hastaneler, ağız ve diş sağlığı merkezleri, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve 112 acil sağlık hizmetlerinde haftalık çalışma süresi dışında normal, acil veya branş nöbeti tutarak, bu nöbet karşılığında kurumunca izin kullanmasına müsaade edilmeyen memurlar ile sözleşmeli personele, izin suretiyle karşılanamayan her bir nöbet saati için… nöbet ücreti ödenir”.
    Bu yasal hükümden anlaşılacağı üzere, Sağlık Bakanlığı mevzuatında personelin tuttuğu nöbet karşılığında asıl olan ve öncelikli kural zaten personele “izin kullandırılmasıdır”. Ancak nöbet ücreti ödenmemesi için personelin nöbetine karşılık izin verilmesi, kurumun hizmeti aksatmayacak şekilde planlama yapabilmesine bağlıdır.
  3. Genel Fazla Çalışma (657 Sayılı Kanun Madde 178): Memurların genel fazla çalışma durumlarında da 657 sayılı Kanun’un 178. maddesi gereğince, “kurumlar gerektiği takdirde personelini günlük çalışma saatleri dışında fazla çalışma ücreti vermeksizin çalıştırabilirler. Bu durumda personele yaptırılacak fazla çalışmanın her sekiz saati için bir gün hesabı ile izin verilir”. Dolayısıyla memur mevzuatında da fazla çalışma karşılığında “izin verme” mekanizması mevcuttur.
    Sonuç olarak, Valilik veya idareler, tasarruf tedbirleri kapsamında nöbet veya fazla mesai ücreti ödememek için personele öncelikle “nöbet izni” kullandırmayı hedefleyebilir; zira mevzuatımızda da öncelik iznin kullandırılmasıdır. Ancak idare bu işlemi 4857 sayılı İş Kanunu’na dayanarak değil, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ilgili maddelerine (Ek Madde 33 ve Madde 178) dayanarak yapmak zorundadır.
    Şayet hastanelerde veya acil servislerde personel yetersizliği, hizmetin kesintisiz sürdürülme zorunluluğu (24 saat esası) gibi “zorunlu haller” nedeniyle personele kanunen hak ettiği bu izin kullandırılamıyorsa, tasarruf tedbirleri genelgesi bahane edilerek personelin hakkı gasp edilemez; kanunun açık ve emredici hükmü gereği personele nöbet ücreti ödenmesinin hukuki bir zorunluluk olduğu kanaatindeyiz.