Gümrük ve Orman Muhafaza Memurları İçin Ücretsiz Ulaşım: Sağlık Çalışanı Yok Sayılarak Verilen Bir Ayrıcalık

Birlik Sağlık Sendikası Hukuk Birimi olarak, 27 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve kamuoyunda “gümrük muhafaza memurları ile orman muhafaza memurlarının toplu taşımayı ücretsiz kullanması” olarak duyulan kararı, hakkaniyet perspektifinden değerlendirmek istedik.

Öncelikle kararın içeriğini hatırlayalım: 31 Aralık 2027’ye kadar, gümrük muhafaza memurları ve orman muhafaza memurları, toplu taşıma araçlarını ücretsiz kullanacak. Aynı düzenlemede asgari ücretli ve öğrenci gibi toplumun en kırılgan kesimleri bu haktan yararlanamazken bu karar alınmıştır. Pandemi döneminde canını ortaya koyan sağlık çalışanları için yalnızca o döneme mahsus geçici bir uygulama yapıldığı, sonrasında bu hakkın kalıcı hale getirilmediği de hatırlanmalıdır.

Peki bu kararın dayanağı nedir, ölçü ve kural nerededir?

Kamu hukukunda “eşitlik ilkesi” temel bir anayasal ilkedir. Anayasa’nın 10. maddesi, “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır” hükmünü amirdir. Bir meslek grubuna, mesleki risk, özlük hakları veya performans esaslı olmayan, doğrudan günlük yaşam giderlerine yönelik bir sosyal hak tanınırken, aynı veya daha ağır koşullarda çalışan diğer kamu görevlilerinin bu hakkın dışında tutulması, nesnel ve makul bir temele dayanmadığı sürece açık bir ayrımcılıktır.

Ayrıca şu soruyu sormak zorundayız: Bu karar hangi talebin arzıdır? Gümrük muhafaza memurlarının ve orman muhafaza memurlarının, kendi mesleki örgütleri aracılığıyla dile getirdiği, toplu taşımanın ücretsiz kullanımına ilişkin bir talepleri gerçekten var mıydı? Yoksa bu karar, belirli meslek gruplarının, siyasi angajmanları ölçüsünde dağıtılan bir “prim” niteliğinde midir?

Pandemi dönemini hatırlayalım: Virüsün bilinmezliğinde, kişisel koruyucu ekipman yetersizliğinde, gece gündüz demeden, hayatlarını riske atarak vatandaşımıza şifa dağıtmaya çalışan sağlık çalışanlarına o dönemde toplu taşıma ücretsiz yapıldı. Pandemi döneminde sağlık çalışanları için getirilen bu ücretsiz ulaşım uygulaması, olağanüstü koşullarda bir “fedakârlık karşılığı” olarak sunulmuş, ancak bu fedakârlık kalıcı hale gelmesine rağmen sağlık çalışanlarının ücretsiz ulaşım hakkı ortadan kalkmıştır. Oysa sağlık çalışanlarının riski bitmedi; nöbetler, vardiyalar, şiddet, yoğunluk aynen devam ediyor. Bugün ulaşımın ücretsiz olması bir kamu politikası olarak sunuluyorsa bunun meslek grupları arasında hakkaniyete aykırı bir seçicilikle yapılması izah edilemez. 

Şimdi soruyoruz: Orman muhafaza memurlarının ve gümrük muhafaza memurlarının mesleki riskleri, fedakârlıkları, çalışma koşulları sağlık çalışanlarından daha mı ağır? Ya da bu karar alınırken sağlık çalışanları neden bir kez olsun hatırlanmadı? Hangi sendikal talep, hangi siyasi pazarlık bu kararın arkasında?

Kamu kaynaklarının kullanımında meslek grupları arasında böylesine görünür bir ayrım yapılması, hem eşitlik ilkesine hem de kamu vicdanına aykırıdır. Eğer gerçekten toplu taşımada ücretsizlik bir kamu politikası olarak uygulanacaksa bu, meslek grupları arasında seçicilik yapılarak değil, ihtiyaç temelinde ve hakkaniyet çerçevesinde yapılmalıdır.

Sağlık çalışanları, pandemide “kahraman” ilan edildi ama primleri, özlük hakları, çalışma koşulları ve bugün ulaşım hakkı söz konusu olduğunda hep göz ardı edildi. Bu karar, sağlık çalışanlarının yok sayılmasının yeni bir örneğidir.

Sonuç olarak:

Bu düzenleme, kamu taşımacılığında ücretsiz seyahat hakkını bir “sosyal hak” olmaktan çıkarıp, belirli meslek gruplarına yönelik “statüsel bir imtiyaz” haline dönüştürmüştür. Sağlık çalışanlarının, pandemi döneminde elde ettiği ancak sonrasında elinden alınan bu hak, güncellenerek yeniden tesis edilmediği gibi bugün çok daha dar kapsamlı bir meslek grubuna bahşedilmiştir.

Birlik Sağlık Sendikası Hukuk Birimi olarak, bu kararın mevcut haliyle Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ve sağlık çalışanlarının da aynı haktan kalıcı olarak yararlandırılması gerektiğini kamuoyuna duyururuz.

Hiçbir meslek grubunun hakkına karşı değiliz; ancak emeğin, fedakârlığın ve kamu hizmetinin eşit temelde karşılık bulmadığı bir düzenlemenin karşısındayız.