“Eş Durumu” Atamaları ve Anayasa Mahkemesi’’

Türkiye’de kamu görevlilerinin zorunlu hizmet atamalarında yaşanan “eş durumu” tartışmalarıyla ilgili Anayasa Mahkemesi önemli bir karar verdi. 11 Aralık 2024 tarihli Necmettin Demir kararı, sadece bir doktorun şahsi mücadelesinin ötesinde, binlerce kamu çalışanını ilgilendiren temel bir prensibi yerleştirdi: Devlet, personelini atarken sadece hizmet ihtiyacını değil, o personelin aile birliğini de korumakla yükümlüdür.
Bir Doktorun Mardin Çıkmazı
Olay, uzmanlık eğitimini tamamlayan bir doktorun zorunlu hizmet kapsamında Mardin’e atanmasıyla başlar. Doktorun eşi, Kocaeli’nde sözleşmeli Kur’an kursu öğreticisidir ve mevzuat gereği üç yıl boyunca başka ile tayin olamıyor. Sağlık Bakanlığı, “kamu hizmetinin sürekliliği” gerekçesiyle eş durumu mazeretini reddeder. İdare Mahkemesi başvurucunun eşinin sözleşmeli olarak çalıştığı ve süre şartı nedeniyle başka bir ile atanamayacağı gerekçesiyle işlemin iptaline karar vermiştir. Bölge İdare Mahkemesi ise anılan işlemin iptali kararının hukuka uygun olmadığı kanaatine varmıştır. Bölge İdare Mahkemesinin kararında eş durumu mazeretine dayalı atanma talebinin reddi yönünde kurulan işlemin başvurucunun aile hayatına etkisi bakımından çekilmez bir ağırlık ve yoğunluk derecesine ulaşmadığı ve zorunlu görev süresinin bitiminde aile birliğinin tekrar sağlanmasının mümkün olduğu sonucuna ulaştığı görülmektedir. Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesi Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE karar verdi. (Necmettin Demir [2.B.], B. No: 2021/2616, 11/12/2024)
AYM’nin Eş Durumu Atamalarındaki Anlayışına Getirdiği İnce Ayar
Anayasa Mahkemesi bu kararla, kamu yönetimine çok önemli bir mesaj verdi:
1. Kuru Kamu Yararı Savunusu Yetmez
Eş durumu mazeretine bağlı atama taleplerinde devletin bir yandan kamu hizmetinin devamlılığını sağlama diğer yandan aile hayatına saygı gösterme yükümlülüğü olduğu söylenebilir. Bu bağlamda atama taleplerinde kamu hizmetinin devamlılığını sağlama yükümlülüğü/amacı kapsamında görevin öneminin ve niteliğinin gözetilmesi olağandır. Bununla birlikte devletin aile birlikteliğini sağlama şeklinde pozitif yükümlülüğü olduğu da gözetildiğinde karar makamlarının bu kapsamda kamusal yarar ile bireysel yarar arasında adil bir denge kurulduğunu yeterli gerekçeyle ortaya koymalarının beklendiği vurgulanmıştır.
Pozitif Yükümlülük Hatırlatması
Kararda dikkat çeken en önemli nokta, Anayasa’nın 20. maddesinin devlete yüklediği “pozitif yükümlülük” vurgusuydu. Yani devlet sadece aile birliğine müdahale etmemekle kalmamalı, bu birliği aktif olarak koruyacak tedbirleri de almalı. Örneğin, eşi tayin edilemeyen personele coğrafi yakınlık sağlayacak atamalar yapmak gibi.
2. Zorunlu Hizmetin İnsani Boyutu
Somut olayda eş durumundan mazeret kurasına dâhil edilme talebinin reddinde doktorluk mesleğinin niteliği ile zorunlu hizmetin kamu hizmetinin devamlılığını sağlamadaki önemine vurgu yapıldığı anlaşılmaktadır. Bunun yanında kararlarda kamu hizmetlerinin sürekliliği öncülenirken başvurucunun eşinin tayin olabilmesi için gerekli şartları taşımadığı yönündeki mazeretine yönelik olarak hiçbir değerlendirme, açıklama ve tartışmada bulunulmadığının altı çizilmiştir. Bu durumda başvurucunun talebinin reddine ilişkin kararlarda başvurucunun aile hayatına ilişkin iddiaları da gözetilerek kamusal yarar ile bireysel yarar arasında adil bir denge kurulduğunun ilgili ve yeterli gerekçeyle ortaya konulmadığına hükmedilmiştir.
Mahkeme, “Mesleğe girerken bu şartları biliyordunuz” argümanını da törpülemiştir. Kamu görevlilerinin zorunlu hizmet süresince ailelerinden ayrı kalmasının “olağan külfet” sayılamayacağını, özellikle çocuklu ailelerde bu durumun temel hak ihlaline dönüşebileceğini vurgulamak gerekir.
Neden Önemli Bir Karar?
Bu kararın önemi şu noktalarda yatıyor:
• Eşi Sözleşmeli Olanlar İçin Emsal: Özellikle sözleşmeli personel istihdam eden kurumlarda çalışan eşlerin durumu artık daha güçlü bir hukuki dayanak kazandı.
• Takdir Yetkisinin Sınırları: İdarenin atama takdir yetkisinin “aile birliği” hakkı karşısında sınırsız olmadığı vurgulandı.
• Yargısal Denetim Standardı: Mahkemelerden, artık sadece “kamu yararı var” demeleri değil, somut olaydaki ailevi durumu detaylı incelemeleri beklenecek.
Son Söz: Daha İnsani Bir Devlet İçin…
Bu karar, bürokrasinin soğuk mantığı ile insani gerçekler arasındaki dengeyi yeniden tanımlıyor. Anayasa Mahkemesi adeta diyor ki: “Hizmet aksayabilir ama aileler dağılmasın.” Şimdi sıra, bu ilkenin Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere tüm atama birimlerince içselleştirilmesinde.
Av. Ali Furkan ÇEKEN